Güler miyim ki?

Gönderen : Ağu 3, 2011 Kategori: Genel, Kısa Hikayeler... | 0 yorum

Güler miyim ki?

Güler miyim ki bi daha?

İki gün kaldıydı gitmeme;

Gelir miydimki,görürmüydüm ki?

Gülüyorum ağız ucuyla,sevimsiz,

Sarılıyorum ama doymuyorum,bakıyorum ama kıyamıyorum;

Eritirim onu da diye…

———

Gönlüm gölgeli,gözlerim maviden çalıyor,

Ağlamak istiyorum,bağırmak…

Ama normal bu gitmek,gelmek kadar kolay,

Gitmek,ölmek kadar kolay,

Gitmek,bakmak kadar kolay…

Ama gidemiyorum…

———

Her zaman alışıyorum hafiften toprağa,

Seviniyorum,gülücem tam anlamıyla,

Ama…

Yine gidiyorum,ben hep gidiyorum…

Gitmesem ben hiç,bırakmasam hiç,gülsem gülebildiğğim kadar;

Ama ben yine gidiyorum….

——-

İki güne alışıyosun havaya,toprağa,yüzlere,

Kalıyor gözünün şöyle bi ucunda sadece özlem,

Kalıyor lanet hasret göz pınarına yakın.

Ağlayamıyosun hiç bi zaman sadece kalıyo,atamıyosun zehri,

Sürgün edildim ben bu hayattan,kalanları özlemekmiş nasibim,

Söyleyeceğim tek cümle anlatsın artık beni;

”Seni Çok Seviyorum Undomiél Arwen…”

Devamı...

Hobbitler Gerçek mi?

Gönderen : Haz 18, 2011 Kategori: Genel, Kısa Hikayeler... | 0 yorum

Hobbitler Gerçek mi?

“Endonezya’nın tropikal Flores adasında iskeleti bulunan Hobbit insansısının karmaşık aletler yapabilecek bir beyin yeteneğine sahip olduğu fikrini güçlendiren bir araştırma saygın Nature dergisinde yayımlandı. Bilim insanları, boyu bir metreyi geçmeyen ve kafatası ancak greyfurt büyüklüğünde olan ‘Homo Floresiensis’ insansı canlısının yeterince zeki olmadığını varsayıyordu. Bu teze göre, Hobbit’in ayrı bir tür değil, genetik hastalığa maruz bir insan türüydü. Ancak yeni araştırma Hobbit’in insanoğlunun bir tür akrabası olabileceğini savunuyor.

 

Araştırmayı yürüten Australian National University antropoloğu Adam Brumm, beynin küçüklüğüne dair iddiaları reddederek Hobbit’in sanılan aksine, şempanze türlerinden çok daha gelişmiş kendi çapında bir kültür ve sosyal kodlar geliştirecek kadar yetenekli olduğunu vurguluyor. Brumm ve ekibi Hobbit’in insanoğlunun soyağacında yeni bir dal olduğunu savunuyor.

 

Brumm, Hobbit iskeletinin bulunduğu bölgedeki bazıları 800 bin yıllık olan aletleri karşılaştırdı. Bu aletler arasında bitkileri ve hayvan derisini soymaya ve tahta oymaya aletler bulunuyor. Brumm, bölgedeki alet teknolojisinde zaman için bir tutarlılık ve süreklilik gözlemlendiğinin altını çiziyor.

 

SOYUNUN NE ZAMAN TÜKENDİĞİ DE BELLİ DEĞİL

Homo floresiensis’in 12 bin yıl önce büyük bir volkanik patlamayla yeryüzünden silindiği düşünülüyor, ancak, adaya gelen Hollandalı denizcilerin 18’inci yüzyılda Hobbit’e benzer bir yaratığa rastladıklarına dair günlükleri bulunuyor. Hobbit’in modern insanın atası Homo erectus’tan gelen farklı bir tür olduğu tezi antropoloji dünyasında büyük tartışma yaratmıştı. Bazı uzmanlar Hobbit’in beynin alet yapacak yetenekte olmadığını öne sürmüştü. “

 

Kaynak: Makale İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlanmıştır.

MERAK EDİLEN:

Asıl soru şu aslında;homo floresiensisler geçmişte yaşamış bir ırksa,şu anda da mevcutlar mı?İşte araştırma tam da burada devreye giriyor.Bu insanımsı varlıklar hala yaşamlarını sürdürüyorlar mı?

Sumatra’daki yerli halk hala küçük insanların varolduğunu ve ormanlarda yaşadığını iddia ediyor.Oraya giden birçok kişi,halkın,maymun-insan karışımı,iki ayağı üzerinde yürüyen bir canlıdan bahsettiğini söylerler.Bu tabi Yeti,Koca Ayak,Lock Ness canavarı kadar efsanevi bir vakadır.Tabi araştırılmadığı sürece…

Yıllarını gazetecilikle geçirmiş olan ve Sumatra’ya azalan yağmur ormanları sorunuyla ilgilenmek için giden Debbie Martyr,araştırmalarında garip bir olayla karşılaşıyor.Halkın dilinde ‘’orang pendek’’efsanesi dolanmaktadır ve kendini bu gizemli olayı araştırmaya yöneltmiştir.Birçok görgü tanığıyla irtibat kurup görüşmüştür.Bunlardan biri,kardeşinin tuzağına yakalandığını söyleyen bir çiftçi.Onu yakaladıklarını,hatta dövdüklerini ama onun tuzaktan kurtulacak kadar zeki olduğunu söylüyor.Bir diğeri ise,domuzlarını aramaya giden bir çiftçi.Domuzlarını aramaya giderken,alacakaranlıkta kendini orang pendekle yüzyüze bulduğunu söylüyor  ve onu’’eli,yüzü ve vücudu kıllarla kaplıydı,kulakları büyüktü..’’diye tanımlıyor.Tabi karşılaşmalar bununla da bitmiyor,daha birçok orang pendek vakası çiftçiler arasında yayılıp gidiyor.

Tabi bunların hepsi efsane adı altında toplanabilir,ta ki gerçek karşılaşmalara değin.Debbie Martyr,kendini artık ormanın küçük adamını bulmaya adamıştır ve kendisi bizzat,bir orang pendek gördüğünü söylüyor.’’O kadar şaşırmıştım ki,fotoğraf makinem elimden düştü.Onu izlemekten başka bir şey yapamadım’’diye duygularını anlatıyor.Eğer bunlar da hobbit gerçeğini yansıtamamışsa,gelelim gerçek kanıtlara.Kendini Kriptozooloji’ye adamış olan iki adam,Andrew Sanderson ve Adam Davies…

Bu iki adam aslında seyahat  acentalarında çalışan sıradan insanlar.Fakat boş zamanlarında kendilerini efsanelerin gerçekliğini araştırmaya adamışlar.Sumatra’da,ormanın derinliklerinde orang pendeğe ait olduğunu düşündükleri bir ayak izi ve saç örneklerine rastlıyorlar.Bunun yanında Debibe Martry’nin de bir ayak izi örneği mevcut.Bunlar kişisel veriler tabiki.Zira bunlar incelenmek üzere üniversitelere gönderiliyor ve sonuçlar inanılmaz!

Debbie ve iki kafadarın kanıtları incelenmek üzere Cambridge Üniversitesi Primat Biyoloğu Dr.David Chivers’e gönderilmişti ve sonuç gerçekten inanılması zor bir gerçeğe götürmektedir.’’Bu ayak izleri gösteriyor ki,bu iki ayak üzerinde yürüyen bir canlıya ait!’’

Peki bu bir maymun türü mü,yoksa bir insan mı?İşte bunu da alınan saç örnekleri göstermektedir.Bu konuyu da bize biyolojik antropolog Dr.Todd Disotel söyleyecek:

‘’Orang pedeğe ait olduğu söylenen kılların,insan kıllarının DNA’sıyla %100 uyuştuğu bilimsel bir gerçektir!’’

İşte kanıtlar,orang pedekin insanımsı,vahşi,1600’lü yıllarda söylenen bir efsaneye göre de ıslık çalmada ustalıkları,yaklaşık boylarının 1 metreyi bulması bize J.R.R.Tolkien’nin 1954’te söylediği ‘’Hobbit’’ırkının hala aramızda yaşadığını göstermektedir.Bu da Tolkien ustaya saygıyı ve yazdıklarının gerçekliğine inanmayı güçlendiriyor.Kim bilir belki elfler de vardır?

 

 

Devamı...

KRAL ARTHUR

Gönderen : May 28, 2011 Kategori: Kısa Hikayeler... | 1 yorum

Kral Arthur’tan bahsediceksek ,ilk olarak 5.yy.’a bakmamız gerekiyor.400 yıl Roma himayesinde olan Britanya,Roma himayesinden kalkınca,barbarların işgaline uğrar ve  Morgana’ya karşı savunurlar.Savunmada yetersiz kalan Britanyalılar, Anglo Sakson halkından yardım isterler.Ama paralı asker olan Anglo Sakson ‘lar,bereketli  Britanya’nın cazibesine kapılıp,isyana kalkarlar.Ama garip bir biçimde,5.yy.’ın sonunda püskürtülüyorlar ve 40 yıl Britanya’dan uzaklaştırılıyorlar…

Arthur ismi ilk olarak,6.yy.’da orta çağ şiirlerinde veya şiirinde,sadece laf arasında olarak geçiyor.Arthur’un ölümünden 300 yıl sonra,ortalama 800’lü yıllarda,Nennius adlı keşişin yazdığı kitapta,’’savaşların lideri’’olarak geçiyor.Şuana kadar bildiğimiz efsane ise,yuvarlak masa şövelyeleri,excalibur kılıcı,Guinevere(Arthur’un karısı)-Lancelot(Arthur’un şövalyesi)toplum dışı ilişkisi,kutsal kase arayışlarıda,camelot kaleside 15.yy’da ortaya çıkmıştır aslında.

ARTHUR İLE İLGİLİ GERÇEKLER:

. Doğum yeri olarak,İngiltere’nin batı taraflarında olan,Tintagel olduğu düşünülüyor ve önemli kanıtlara ulaşıyorlar arkeologlar.

.Efsaneye göre Arthur,savaşta ağır bir şekilde yaralanınca,elmalarıyla meşhur Avalon Adasına götürülüyor.Arkeologlara göre,Avalon Adası denilen yer,-ki günümüzde böyle bir yer mevcut değil-Glastonbury Tor’dur.Çünkü o zamanlar burası,bataklıklarla çevriliymiş ve ada olarak addedelibelir.Ve önemli bir nokta ise,buranın hala elmalarıyla meşhur olmasıdır.

ARTHUR İLE İLGİLİ YALAN-DOLANLAR:

.Arthur’dan bahsedilirken,ağır,parlak zırhlı ve büyük,geniş bir kılıca sahip olduğu yönündedir.Ama ne yazık ki,o tür zırhlar 1000 yıl sonra kullanılmaya başlanıyor ve o tür geniş kılıçlar ise 15.yy’a aittir.5.yy’ın sonundaki bir kral için fazla lükse kaçıyor birazJ

.Camelot kalesi ise,büyük taşlardan oluşmuş,müthiş bir yapıdan bahsedilir ama,o dönemlerde taşlı kalelerde mevcut değildi.O dönemlerde kralların veya o tür kişilerin ahşaptan konak veya haneleri vardı.

.1191’de Glaston manastırındaki keşişler,mezarlıklarında,ünlü bir kralın yattığını öğrenince,kazıya başlarlar.Tahta bir tabutun içinde,biri kadın,diğeri kafasından yaralanmış bir adam cesedi bulurlar.Tabi kemiklerden zamanımıza bir şey kalmamış.Şayet,mezardan birde haç çıkıyor.Üzerinde’’Hic  iacet sepultus incli-tus ıex Arturius in insula Avalonia(Burada Avalon adasında ünlü Kral Arthur yatıyor)’’yazmaktadır.Latincenin eski bir versiyonu olan bu yazı,Arthur’un dönemine ait.Fakat orada kullanılan,‘n’ ve’c’ harflerinin yazım şekli,Arthur’dan çok sonrasına aittir,ki böylece buda yalanlar arasına katılıyor.

MUAMMALAR:

.Excalibur hikayesinin veya taştan kılıç sökme hikayesi ,bir nebze doğru kabul edilebilir.Efsaneye göre,Arthur ,kayaya saplanmış efsunlu bir kılıcı çıkarmaktadır ve tüm Britanya’nın Kralı olmuştur.Bunu tarihçiler,o dönemde kılıçlar kayadan yapılma kalıplara dökülürdü ve oradan kılıç elde edilir,diye kabullenbilirler.Bir diğer efsaneye göre ise,kılıcın kayadan söktüğü kılıç kırılır ve Gölün Güzel Kızı,onu Excaliburla(meşhur Arthur’un kılıcı)değiştirir.O zamanın Kelt Halkı,ölen krallarının kılıçlarını,veya değerli bir eşyasını  Su Tanrıça’sına armağan olsun diye göle veya nehire atarlarmış.Arthur’un da öyle bir şekilde elde etmiş olabiliceği düşünülüyor.

TARİHTE ARTHUR OLABİLECEK  ŞAHSİYETLER:

Bu konuda birkaç kişiden bahsedilir.Bunlar;

.2. yy. Romalı general Lucius Artorius Castus.Bunun olma ihtimali biraz zayıf,çünkü kesin olan bir şey varsa Arthur’un 5.yy’ın sonundaki Beidinhill(yanlış yazma ihtimalim çok yüksek zaman doğru sadece) Savaşında yer almış olmasıdır.

.Bröton Savaşbeyi Riothamus,

.Gwynedd adında pek bilinmeyen bir Galler kralı,

.İskoç Kralı Aedan mac Gabrain…Bu adamın lakabının ayı ve Arthur’un ismini ayrıştırınca Ayı adam olma ihtimali..Ki buda bir tarihsel yanılgıdır.Aslında oğlu Artuir’in ,lakabının o olduğu düşünülüyor..

Sonuçta,Kral Arthur geçmişin ve geleceğin kralıdır…Üzerine filmler,diziler,kitaplar yazılan ünlü Savaşcıdır…Benim bilgilerim bu kadar,belki az çok birşeyler daha çok çıkar ama yorumlarınızla beni desteklerseniz çok sevinirim…

 

Devamı...

Böcek sorgusu…

Gönderen : May 16, 2011 Kategori: Kısa Hikayeler... | 2 yorum

Böcek sorgusu…

Buraya arkadaşımla mesajlaşırken,hayalgücümüzün ürettiği bir hikayeyi yazmak istedim…

Arkadaşım mesajında”ortak dün 12 odayı temizlemeye başladım 6 da bitti”yazmış:D Bir düşünsenize;

Arkadaşım odayı temizlerken daha önce hiç karşılaşmadağı canlı varlıklarla yada oluşumlarla karşılaşıyo:D

Bir mesajındada ”ortak pencerenin kenarında bir kaç tane böcek gördüm ölmüştü,düşün yani onlar bile benim odanın pisliğine dayanamamış”dedi..:D

Düşünün bi;

Profesör tipli böcükler geliyomuş bunu araştırıyolarmış..Böle beyaz önlüklü,gözlüklü böcükler araştırıyolarmış bizim gençler dayanamadıda bu insanoğlu nasıl dayanıyo die:D

Yada iki tane Dedektif  böcük geliyomuş,bunu bağlıyolarmış bir tanede akrep getiriyolarmış…

-Konuş nasıl hayatta kaldın…!!!!

Bizimki;

-Abi valla bilmiom ben yatıodum burda,öle oluvermiş valla abi…

-Sok necip…(necip akrep)

cssssss…!!!!!

-Tekrar soruyorum nasıl hayatta kaldında bizim bokun içinde yaşayabilen gençlerimiz hayatta kalamadı?Ne yaptın?Ne içtin neyle yaptın bu kafayı?

-Abi ne diyon yahhhh…Abi hem böceksin hem bilgilisin ne lan bu..!!!

-Necip!!!!!

cssss..!!!

-AHHHHHH…

Bizimki bi süre sonra aşırı doz akrep zehrinden kafayı bulup dökülüyomuş..:D..Hatta saçmalamaya başlıyomuş;

-Abi geçen dersteyiz valla hoca kendi kendine işlem yapıodu,abi geçen bide içiyoz ama içmioz tam olarak kenardan döküoz…:D

Böcekler ufak çaplı bi toplantı yapıolar.;

-Ne diyo lan bu?Diğer böcük;

-Komserim bende bilmiom bir tür şifre heralde..?

-Kendini deliye vuruyo şerefsiz…yakın iti…NECİİPPPPPPPP!!!!!!!!!!!!!

Böle işte kendi aramızda mesajlaşırken çıkan eğlenceli bir hikaye:D

ARKADAŞIMIN İSMİ:Corleone(bilen bilir)

 

Devamı...